Tarih: Sal Oca 19, 2010 4:29 pm Mesaj konusu: Çocuk Kalmak İstiyorum !
Çocuk Kalmak İstiyorum !
Ağaçlara dizlerimi çizmek pahasına çıkmaktan, dalların ucundaki kırmızı elmalara uzanırken ki heyecanımdan vazgeçeceksem;
Yağmurun yağmasına, 'çiçekleri büyütüyor' diye sevinmek yerine 'beni ıslattı' diye kızacaksam;
Kar tanelerinin usul usul yüzüme değmesiyle neşelenmeyecek, yerde birikmesine sabırsızlanmayacaksam, avuç avuç soğuktan moraran ellerime aldığımda gülümseyerek seyretmeyeceksem;
Gökyüzünde ne çok yıldız olduğuna hayranlıkla bakmaktan vazgeçeceksem, kanıksayacaksam her gün Güneş'in doğuşu ve batışını, bir tırtılın kelebeğe dönüşmesi beni şaşırtmayacaksa, balıkların nasıl olup da nefes almadan yüzebildikleriyle ilgilenmeyeceksem;
Soru sormayı bırakacaksam;
Toprağı karıştırmaktan, kuşları okşamaktan, kumdan kaleler yapmaktan, ellerim 'kirlenir' diye vazgeçeceksem;
Resim yaparken; dağların ardından gülümseyerek doğan Güneş, bahçesinde çiçekler dolu, kapısından da ırmak geçen bir evi bütün renkleri kullanarak çizmek yerine, sadece karakalem çalışacaksam;
Düşler kurmayı bırakacaksam en olmazından, bulutların beni taşıyabileceğine en uzak diyarlara, Ay'ın sırf küçükler karanlıktan korkmasın diye doğduğuna, birgün çok zengin olup büyükler dahil bütün insanlara bayramlık elbise giydireceğime olan inancımı kaybedeceksem;
Anneciğime, kaldırım taşlarının kenarlarından fışkırmışını ancak bulabilsem de, çiçek toplamayı unutacaksam;
Babacığıma gözlerini kapamasını söyleyip buruşuk da olsa kocaman kalpler çizdiğim kâğıtları büyük bir sürpriz heyecanıyla vermeyeceksem;
Ninemin elini öpüp kuru bir hatır sormayı, onunla diz dize oturup saatlerce konuşmaya değişeceksem;
Bayramları haftalar öncesinden içim içime sığmayarak beklemektense, bazı formaliteleri içeren, hattâ tatile gidip 'kafa dinlemek'(!) için bir fırsat olan sıradan günler gibi karşılayacaksam;
Sokakta bulduğum acıkmış yavru kediyi doyurmak için koşarak bakkala gidip tereddütsüz cebimdeki tüm parayla süt alamayacaksam ve o kedinin doyuşunu en az annesi kadar zevkle seyretmeyeceksem;
Yakar top oynarken küçükleri, onlara belli de etmeden 'fasulye' yapıp, 'vurulamazlar' listesine eklemeyeceksem;
'Büyük balık küçük balığı yutar' sözünü acımasızlığıma kılıf edip en çok tekrarladığım söz hâline getireceksem;
Mızıkçılığı dünyanın en kötü işi kabul etmeyeceksem;
Kandırıkçılığa çıkarlarım için başvurabileceksem;
İspiyonculuk duruma göre olabilir bir şey gibi görünecekse;
Fark olacaksa cebindeki paraya göre arkadaşlarım arasında;
Hergün yeni bir şeyler öğrenmekten vazgeçeceksem;
'Ben her şeyi bilirim' deyip, nutuk atacak birilerini bulunca saatlerce hiç durmadan ve sıkılmalarını umursamadan konuşup onları aydınlatacaksam(!);
Küskünlüklerim birkaç dakikadan fazla sürecekse;
Önyargılar, korkular surlar örecekse etrafıma;
Uzanamayacaksam başkalarının dünyalarına, dinlemeyi bilmeyeceksem duymak istediklerimden ötesini, görmeyeceksem görmek istemediklerimi;
Sabrım olmayacaksa haklı da olsam gerektiğinde susabilmeye;
Tahammülüm olmayacaksa başka renklere;
Rabbime her gece hiç bıkıp usanmadan beni, ailemi ve bütün insanları yılandan, akrepten, canavarlardan, bir de karanlıktan koruması için dua etmeyeceksem;
Cennetlerin güzellikleri anlatıldığında 'haydi öyleyse, biz de oraya gidelim' deme cesaretini vicdanımda bulamayacaksam;
Ve yüreğim sadece bana iyilik edenleri içine alabilecek kadar küçülecekse, büyümek istemiyorum, çocuk kalmak istiyorum!... Hem de yaşım ne olursa olsun, hep çocuk kalmak istiyorum!...
Meğer ne kadar küçülüyormuşuz, büyüdükçe...
vakitsiz açan ,bir çiçek tarlası gibi yüreğin
beyaz kardelenler, sarı papatyalar
bükmüş boyunlarını ip - ince boynundan
güneşe bakıyorlar…
her iç çekişte
dünyanın bütün çiçekleri kanamada
bütün kuşları havalanmada
umudun evi yok, sevincin adresi
neylersin çocuk…
ah…. çocuk!
vereceksen, rüzgarlara ver sesini, tomurcuklara
baharı muştulasın yarınlara
mümkünü yok artık, gittiğim her yere
soluk yüzünü taşıyacağım
ve seni her düşündüğümde
çağımın utancını yaşayacağım Ah ! Çocuk
Belki mecnun olamayacağız, belki bu kadar derinden hissedemeyeceğiz ilah-i aşkı,
ama en azından düşmüşsek bu aşk(!) a ; Şirin’e kavuşmak için,
Ferhat olup dağları delip sulara kavuşturalım susuz yerleri…
temizleyelim içinden irin akan çeşmeleri…
pervasızca harcamayalım, tüketmeyelim ilah-i aşkın bir parçası olan beşer-i aşkı…
hakkını verebilelim,
Allah için sevebilelim… _________________ "Kalbimiz ancak allah`i anmakla huzur bulur"
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız